Toplumsal Anlamda ''Biz'' Olabilmek
5/24/20262 min read


Toplumların ‘’biz’’ olma ve olamama biçimleriyle ruhsallıkta ‘’biz’’ olma yetisinin kazanılması arasında bir paralellik mevcuttur. İnsan ruhsallığının gelişiminde hikâyenin en başında bir ‘’biz’’ vardır. Fakat bu biz olma hali, bireysellik ve farklılıktan söz edilemeyeceği için iki kişiyi kapsayacak biçimde genişletilmiş bir ‘’ben’’ gibidir.
Toplumsal düzlemde de böylesi bir döneme gerileme haline sıkça rastlanır. Dışarıdan gelecek bakıma ve şefkate muhtaç, ihmal ve istismar karşısında ise tamamen çaresiz olan bir bebek gibi kitleler de otoritenin sunduğu kadere boyun eğebilirler. Fromm, totaliter rejimlerin yükselişlerini; insanların, varoluşun katlanılması güç acılarından kaçınabilmek için kendilerini küçülterek daha büyük bir güce iradelerini ve dolayısıyla sorumluluklarını teslim etme meyli ile açıklamıştır.
Toplumlar bu çocuksu sığınma arzusuyla hareket ederken anne-bebeği ayıracak bir sembolik babaya gereksinim duyulduğu gibi hükümetlerin tümgüçlü fantezilerinin karşısında hukukun varlığına ihtiyaç vardır. İronik biçimde ötekini sadistik biçimde kontrol eden mekanizma da aynı kaygıları yatıştırma işlevi taşır.
Yasayı devre dışı bırakarak mutlak kontrol illüzyonu içinde yaşayan hükümetlerin yarattığı ilkel füzyon zemininde protesto ve itiraz, çok güçtür. Toplumsal sorunlar kişisel olana temas ettiğinde itiraz edebilmek, bu baskın sesten bir nebze ayrışmış olabilmeyi gerektirir. Gelişimsel olarak annesinden ayrı olduğunu keşfeden ve fiziksel yeterlilikleri arttıkça uzaklaşabilen bebeğin ‘’hayır’’ ve ‘’benim’’ diyebilmesi gibi, bu bir başarıdır.
Ancak gerçek anlamda 'biz' olabilmek, sadece itiraz eden 'ben'lerin toplamı değil; Bergman’ın ifadesiyle 'ayrışmış bir biz' olabilmektir. Gelişimsel anlamda bu basamak, çocuğun ebeveynine “Annem/babam benim annem/babam, seninse eşin ve biz onu farklı biçimlerde paylaşıyoruz.’’ diyebildiği yere denk düşer. Burası kişinin, ötekinin arzularının kendisinden farklı olduğunu görüp tanıyarak ortak kaynakların sadece kendisine ait olmadığını idrak ettiği yerdir. Deneyim, ‘’benim’’ deneyimim olmadığında da ‘’bizim toplumsal sorunumuz’’ olarak görülebilirse haset ve yıkıcılık, dayanışmayla yumuşayabilir.
İlgili Metinler:
Akhtar, S. (1999). Third Individuation.
Bergman, A. S., (1999). Ours, Yours, Mine.
Fromm, E. (1941). Özgürlükten Kaçış. Say Yayınları.
Mahler, S. M., (2003). İnsan Yavrusunun Psikolojik Doğumu. Metis Yayınları.
