Dillerin Karmaşası ve Psikanalizde Travmanın Yeri
12/19/20252 min read
Ferenczi, ‘’ Confusion of Tongues between Adults and the Child’’ makalesiyle, güncel psikanalizde ve psikoterapide travmaya bakışı değiştirmişti. Bir analist olarak hastalarının analizlerinde gerçek bir travma söz konusu olduğunda yorum, direncin analizi gibi klasik psikanalitik araçların yetersiz kaldığını düşünüyordu. Hastalarının semptomları iyileşmek yerine şiddetleniyordu. Üstelik hastalar, çağrışımlarında analistlerini soğuk olmakla ve duygusal olarak orada olmamakla suçluyorlardı. Fakat bu suçlama, bilinçdışı bir suçlamaydı. Hastalar, analisti eleştirmek ve hislerini paylaşmak yerine onunla özdeşleşiyor, analiste uyum sağlamaya çalışıyorlardı. Bu, şimdi travma çalışmalarından da tanıdığımız travma yanıtlarının psikanalitik sahnede yeniden canlanmasıydı belki.
Ferenczi, bir hastasının sürecinde cinsel bir travmayı ve bu travmanın psikanalitik süreçlerindeki etkilerini anlatıyordu. ''Dillerin karmaşası'' terimini, çocukluk çağı cinsel travmaları açıklamak için kullandı. Çocuk, şefkatin diliyle konuşur. Onun arzusu fantezidedir, zihinsel bir oyundur. Şehvet, yetişkinin dilidir. Ferenczi’nin makalesinde bahsettiği vakada olduğu üzere, çocuğun çocuksu arzuları şehvetle karıştırıldığında ya da yetişkin tarafından suistimal edildiğinde bu, çocukta sarsıcı bir etki bırakıyordu. Çünkü diller karıştığında, taşınması benliği henüz gelişmekte olan çocuk için imkansız olan devasa bir suçluluk, çocuğun omuzlarına yükleniyordu. Ayrıca çocuk, hayatta kalmak ve sevgiyi kaybetmemek için yetişkinlerin bakımına halen muhtaçtı. Bu durumda çocuk, kendisinden çok daha güçlü olan yetişkinle özdeşleşiyor ve yetişkine ait olan suçluluğu hissediyordu. Üstelik birçok kez, çocuğun, bu zorluğu paylaşabileceği ikinci bir yetişkinle yeterli bir yakınlığı ve güven bağı yoktu. Yahut vakada olduğu gibi çocuk, zorluğunu paylaştığında tüm bunlar çocuksu hayaller gibi görülebiliyor ve göz ardı edilebiliyordu.
Analitik nötralite, halen geçerliliğini ve önemini koruyor. Fakat Ferenczi nötralitenin, hastanın bilinçdışı sahnesinde travmaya karşı tepkisiz kalan, ihmal eden ya da duygusal olarak orada olmayan yetişkinlerle ilişkilerin tekrarına denk düşebileceğini vurgulayarak, klinik pratiğe çok önemli bir katkı sağlıyor. Ferenczi'nin ''aktif terapi'' yöntemi, analistin/terapistin hatalarını kabul etmesinin, yorumlarında dürüst ve açık olmasının hastanın, analistine güvenebilmesini sağladığını ileri sürdü. Ferenczi’ye göre tam da bu güven, geçmişte yaşanmış katlanılmaz deneyimlerle şimdi arasındaki farkın ta kendisi. Bu fark sayesinde travmatik deneyim, zamanın içinde donmuş biçimde hiç değişmeden yeniden yaşanmak yerine bir hatıraya dönüşebiliyor.


