Ayrışma Sorunu ve Hükmetme Dinamikleri
10/4/20262 min read
Jessica Benjamin, erkeğin kadına yönelik şiddetini ve kadına hükmetme arzusunu, erken gelişimsel ilişkiler içinde şekillenen bir ayrışma ve öznellik sorunu üzerinden düşünür. Benjamin’e göre temel mesele, kişinin ilişki içinde hem kendisini hem de ötekini ayrı ve bağımsız olarak deneyimlemeyi başaramamasındadır.
Anne, hem kız hem de erkek çocuk için ilk sevgi ve özdeşleşme nesnesidir. Ancak kız ve erkek çocuğun gelişimsel seyri, cinsiyet farklılığının toplumsal ve psikolojik olarak nasıl anlamlandırıldığı nedeniyle birbirinden ayrılır. Erkek çocuk için önemli bir gelişimsel görev, ilk özdeşleşme nesnesi olan anneden ayrışarak kendi erkek kimliğini kurabilmektir: ‘’Annem bir kadın ve ben bir erkeğim, ondan farklıyım.’’ Buradaki paradoks şudur: Erkek çocuk bir yandan anneden ayrılarak kendisini ondan farklı bir özne olarak kurmak zorundadır; diğer yandan erken dönemde annesiyle deneyimlediği tanıma ve tanınma kapasitesini de benliğinde sürdürebilmelidir.
Fakat gerek patriyarkal kodlar gerekse ilişkisel zorluklar nedeniyle çocuğun ruhsallığında, kendi erkekliğini inşa etmesi, ancak kadınlıkla özdeşleştirilen tüm özelliklerin reddi ve değersizleştirilmesiyle mümkün olduğu varsayılır. Bu durumda çocuğun, annesini sadece kendi ihtiyaçlarını karşılayan bir araç değil de kendisinden ayrı bir özne olarak tanıması ve gelecekteki ilişki kurma kapasitesi tehlikeye girer. Oysa olgunlaşmış öznellik, hem ayrı olabilme hem de ötekinin iradesini kendininki kadar geçerli görebilme kapasitesine dayanır.
Yetişkinlikte kadınlarla kurulan romantik ilişkiler, bu erken dönem ilişkisel dinamikleri yeniden harekete geçirebilir. Yakınlık, bir yandan sevgi, güven ve bağlılık ihtiyacını karşılayan bir alan yaratırken diğer yandan ayrışamamış erkek için yutulma, bağımlı hâle gelme, ve benliğini kaybetme korkularını uyandırabilir. İki kişi olmanın getirdiği kaygıları bertaraf etmenin yolu olarak, yakınlık kurduğu ve içsel dünyasında annesini temsil eden kadının özneliğine saldırabilir. Böylece, çocukluğunda annesinden yana olan güç ilişkisini tersine çevirerek hem erkekliğini hem de kimliğini koruduğu yanılsamasını sürdürmüş olur.
Sonuç olarak Benjamin'e göre ötekine boyun eğdirme aruzusu, gerçek ayrışmanın aksine, ilişkilerdeki karşılıklılığı reddederek ötekinin öznelliğini kontrol altına alma yoluyla benliği güvenceye almaya çalışır. Ancak bu açıklama hiçbir biçimde şiddeti bireysel ya da toplumsal sorumluluktan muaf tutmaz; tersine, şiddetin hangi ilişkisel ve toplumsal koşullarda mümkün hâle geldiğini anlamamıza yardımcı olur.
İlgili Metinler:
Benjamin, J. (1988). The Bonds of Love: Psychoanalysis, Feminism, and the Problem of Domination.


